Archive for Ekim 2009

SİMYACI (Paulo Coelho)


               
                Bir kervancının getirdiği kitabı eline aldı Simyacı. Kapağı yoktu kitabın, ama gene de yazarının kim olduğunu anladı: Oscar Wilde’dı yazar. Kitabın sayfalarını karıştırırken, Narkissos’u anlatan bir öyküye rastladı.
    Narkissos’un kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı. Bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.
    Ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu Oscar Wilde.
    Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas’ların onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu Oscar Wilde.
    – Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas’lar.
    – Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
    – Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
    – Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
    – Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık verdi iyice şaşıran Oreas’lar. Her gün senin kıyılarına gelp sularına bakıyordu!
    Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:
    – Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
    -İşte çok güzel bir hikaye, dedi simyacı.
 

-Öyle zamanlar vardırki insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez.
-Bir kum tanesi yaradılış’ın bir anıdır ve evren, onu yaratmak için milyonlarca, milyonlarca yıl uğraşmıştır.
-Benim için beklenmedik bir talih oldun, Tanrının lütfu oldun.Şimdi eskiden bilmediğim bir şeyi biliyorum; Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. Artık hayattan bir şey beklemiyorum. Ama sen, şimdiye kadar aklıma bile getirmediğim zenginliklere ve ufuklara bakmaya zorluyorsun beni. Oysa, şimdi bunların neler olduğunu bildiğim, önümdeki büyük olanakları gördüğüm için, kendimi eskiden olduğundan daha kötü hissedeceğim.Çünkü her şeye sahip olacağımı biliyorum ve istemiyorum bunu.

Reklamlar

Robinson Crusoe ( Daniel Defoe)


          
                      Anladığım kadarıyla başlangıçta bir heves olan bu alan, artık benim kültür yuvam olacak, isteklerim bu yönde, kendi müziklerimi bile buradan dinlemeye başladım, kendim kendimi şaşırtıyor doğrusu..Artık burada okuduğum kitaplardan, dinlediğim müziklerden, izlediğim filmlerden bahsedeceğim ve bunu kendim için yapacağım…Kitaplardan aldığım notlarım artık not defterime sığmaz oldu. Not defterimse sanırım 4 yıldır benimle beraber çok eskidi vede yıprandı…
            Kendime yeni bir not defteri alacağım küçük bişi olacak ama kaliteli olacak, belki saman kağıt yada eskitme bi cildi olur nasıl bişi alacağımı bilmiyorum ancak ne tuhaftırki nereden almam gerektiği zihnimde canlandı.Ankaradan alacağım, yüksel caddesinden, nedeninini bilimiyorum, neden orası? hiç bir fikrim yok ama orası işte.Şimdi kitaptan bahsedeyim…

                           Kitap listesindede belirttiğim gibi; Her şey ilkokul sıralarında türkçe kitabında okuduğum özetle başladı ve hiç unutmadım çok sevdim ama yıllarca bugünü bekledim, bilmem neden..Crusoe’un tek başına bi adada kalması ve yaşamaya çalışması beni çok etkilemiş olsa gerek, özelliklede yanlızlığı en çok ilgimi çeken şeydi…
Bugünlerde otel odamda tek başıma bir hapishanede yaşıyormuş gibi olsamda yinde dışarı çıktığımda koşar adım buraya geliyorum.Bu kitap aslında benim kişiliğimden bir parça olsa gerek..Odamdaki yanlızlığımı robinson crusoe ile paylaşmak güzel oldu gerçi onun yanlızlığına kıyasla benimki cennet kalır..

                          Her zamanki gibi kitaptan hoşuma giden yerleri not defterime aktardım, herzamanki gibi demem yanlış olur uzun zamandır bu adetimden vaz geçmiştim ama yeniden başladım onları buraya aktarmak istiyorum belki yıllar sonra bunları buradan hiç zarar görmemeiş bir şekilde tekrar okurum.Aslında not defterimden okumak daha güzel ama her an parçalanabilir kaybola bilir bu riske girmek istemiyorum artık notlarımı iki oratama aktaracağım..

-Değeri bilinmeyen mutluluk çok büyük yıkımlara yol açar.
-Benim için günahlardan kurtulmanın üzüntülerden kurtulmaktan daha büyük bir mutluluk olduğunu gördüm.
-Bütün Dünyayı kazanıpta Tanrının bağışını ve korumasını kaybetmek şimdiki durumumla kıyaslanamayacak bir zarar olmazmı?
  

                          Daniel Defoe’a teşekkürler, ölmüşde olsa hala benim gibi basit birinin bile zihnine girecek bir şey bırakmışsa bu dünyaya, ki öyelecede gibi görünüyor. O halde teşekkürüde hak ediyor her ne kadar bir işine yaramasada..