Archive for Kasım 2009

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)


 
 
 
-Dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm..
-Güneş bile gözlerimden içeriye girdikçe kendinden daha büyük bir karanlık denizine düşmüş gibi derhal sönüyor ve içimin rengini alıyordu
-Artık merhamete layık olduğumu anlamaktan utanmayacak kadar mukavemetimi ve gururumu kaybetmiştim, teslimiyetin zevki içinde başımı yastığa koydum.
-Nüzhet bana yalan söyledi! Dünyanın hiç bir Nüsheti yalan söylememelidir.
-Hakikati seviniz, o da sizi sever, hakikatı arayınız oda sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir.Buradayım der.
Yorum:
Hasta bir çocuğun aynı zamanda aşık bir çocuğun Psikanalistini yapmış gibi hissediyorum.Tamamen temiz duygularla yaşanan bir aşk.Yedi yıllık çekilen acının sonunda ayağının kurtulmuş olması güzel.Birde dikkatimi çeken bir şey var, eşyalar; Eşyaların bize verebileceği mesaj sanki ruh gibi, varmı? yokkmu? var dersen var, yok dersen yok, sevdim.

Canan (Peyami Safa)


 
 
 
 
Okuduğum kitaptan sevdiğim yerleri kitabın boş sayfalarına yazardım.Bu defa yapmamışım, sadece kendi yorumumum var, eh buraya aktarmakta bu kadar gecikirsem ne yaptığımı hatırlamamam normaldir.
4.11.2009 başlama ve bitiş tarihi
Bir takım sebeplerden dolayı alıntıları yazmamışım o sebepler x olsun herkesin bilmemesi gerekir.
         Bana ders olsun “aşk budalalıktır” bu sözü sevdim zaten benim fikrimde bu yöndeydi.
Üzülerek yazdıklarımı atlıyorum çok özele inmişim tamamiyle kitabın bana hissettirdikleri kendi yaşamıma uyarlamışım o yüzden çok azını yazıyorum..
Canan için üzülmüyorum, hayat cananlarla dolu.Gerçi hiç bukadarını hayal etmemiştim.Tam bir canan yok hayatımda, belkide o kadar kör olamayacağımdandır.
Çok güzel kadın değil, çok sanatlı kadın benim bağlana bileceğim kadındır.Ben bedi’yı sevdim.Cananı değil..