Archive for Nisan 2010

Devlet (Platon)


 
-Doğrusu Kephalos, yaşını başını almış adamlarla sohbet etmeyi severim, dedim; neden dersen, bizim de geçeceğimiz yoldan belki çoktan geçmiş onlar.Onlardan öğrenebiliriz bu yolun nasıl olduğunu: İniş çıkışmı,düzaya ve rahatmı? Şairlerin ‘son durak’ dedikleri bir çağ vardır, sen oraya varmışsın. Ne düşünüyorsun bu çağ üzerine, bilmek isterim. Ömrün sıkıntılı, güç bir dönemimi bu? ne dersin?

 

-Güzel söylüyorsun Kephalos, am şu senin doğruluk dediğin şeyi nasıl anlatacağız? Bu sadece doğruyu söylemek ya da alınan şeyi geri vermek midir? Böyle davranmak doğruda olabilir, eğri de. Örneğin aklı başında bir arkadaştan silahını alsak, bu arkdaş çıldırsa, emanetinide geri istese, vermek doğrumudur? Geri verene doğru adam denebilir mi? Bir çılgına, gerçeği olduğu gibi söyleyene de doğru adam denemez…

-Demek oluyor ki, doğruluk, gerçeği söylemek, aldığını vermek diye anlatılamaz.


-Ömürlerini jimnastikle geçirip, müzikle ilgileri olmamış, ya da tersine, müzikle ilgilenip bedenlerine bakmamış kimselerin ne hallere düştüklerini bilmezmisin?
      -Anlamadım hangi hallere demek istiyorsun
      -Birileri kanalığa ve sertliğe, öbürleri yumuşaklığa ve gevşekliğe düşüyor, demek istiyorum

 

-Kendine hakim olma tuhaf bir deyim öyle değilmi? Kendine hakim olan, kendinin kölesi olmuş olmuyormu? Kendinin kölesi olan, kendinin efendiside demektir. Aynı adam hem köle oluyor hem efendi.

 
-Bende öyle sanıyorum. Duyduğum bir hikaye vardır; ondan da bu çıkıyor. Hikaye şu: Aglaion’un oğlu Leontios Pire’den yukarı gelirkenkuzey surlarının dibindeki işkence yerinde cesetler görmüş. Bir yandan bunlara bakmak ister, bir yandan da görmemek için başını çevirmiş. Bir süre görme isteğini yenip yüzünü kapamış, ama sonunda dayanamamış, gözlerini dört açıp ölülere doğru gitmiş ve bağırmış kendi gözlerine: ‘Haydi kör olasılar…Alın doya doya seyredin bu güzel manzarayı!’
             -Ben de dinlemiştim bu hikayeyi.
             -Bu hikaye gösteriyor ki, kızgınlık isteklerle savaşır kimi vakit. İki yanımızdan da ayrı bir şeydir bu. 

 

-Kötülükten başka şeyi gülünç bulanlar, çılgınca tutkulardan, kötü alışkanlıklardan başka şeyi alaya alanlar, boş insanlardır.Bunların güzel saydıları da, bizim iyi dediğimiz şey değildir.

-Biliyormuş gibi konuşmasın, ama kendi düşüncesini söylüyormuş gibi konuşsun.
Dilerim ki size borcumu ödeyebileyim. Sizde alacağınızın, şimdiki gibi faizlerini değil, kendisini alasınız. Şimdilik asıl iyinin budalı, bu meyvesiyle yetinin. Ama gözünüzü açın, yanlış bir faiz hesabıyla sizi aldatmayayım.

 
-Fakir bir çiftçinin hizmetinde uşak olmayı, dünyanın bütün dertlerine katlanmaktan binkere daha iyi bulmazmı?

-Peki, şunu da benim gibi düşün öyleyse: İyiye yüklenmiş olanların insan işlerini ele almaya istekli olmamaları, hep o yüksek yerlerde kalmaya can atmaları, hiç de şaşılacak şey değildir.   

Yanlış Anlaşılmasın ( Akgün Akova)


       
         Yanlış Anlaşılmasın
 
bu şiirde soyunabilirsiniz
geceler boyu, yangın gibi gündüzler boyu
öyle ayıp ayıp bakmayın canım
şunun şurasında yelkenler fora olacak
ne gerek var telaşa
ne var utanacak, bu kadar sıkılacak
kötü bir şey değil ki söylediğim
hem bu fırsat bir daha zor geçer elinize
dört dönseniz bulamazsınız alın yazınızı
sonra bir düşünsenize
size hiç şiir veren oldu mu soyunasınız diye
benim gibi delifişek söz eden oldu mu
üstelik
mutluluktu bu sabah kutugüzeli odanızda uyanmak
üşenmedim kalktım bir teğet çizdim yeryüzüne
perdeleri çektim demiryoluna bak şu kadar
sizi gördüm uyuyordunuz sanki tek başınalığı
sanki kıpır kıpır bir ışığı beyazlıyordunuz
derken kulağınıza küpe olmak geçti içimden
uyandınız
beni gördünüz
gözleriniz ipimin ucunu kaçırdı birden
dilim dolandı bu şiirde soyunabilirsiniz’e
moda soyunmak şimdi desem tutar mıydı nazınız
zaten modayla yatıyor modayla kalkıyor
bugünlerde kadınlar
ama ben ne dedim
bu şiirde soyunabilirsiniz
tam tamına böyle söyledim değil mi

aklınıza geldiyse korkmayın
üşümezsiniz
balık etinize de iyi gelir, havalanırsınız şöyle bir
hem kimsecikler görmez ben hariç
benim yüreğim de ah bir temiz bir temiz
şeytan kulağına kurşun
sormayın hani

ha şöyle
sütyenler fora
siyahına bayıldığım ağ çoraplar
dantelli külotlar
yalnız aman ha dikkat
yanlış anlaşılmasın
bu çağrı gül gibi bayanlara

( Söz aramızda, ne zaman güzel bir kadın soyunsa,
bir şiiri görür gibi olurum yeryüzünün bu tarafında.
Arınan, saydamlaşan, yorgunluğunu atan,
kımıl kımıl bir şiiri.
Anlarım ki, günün birinde duvarlar terleyecektir,
aralık kapılar, güngörmez pencereler, sırı dökülmüş
boy aynaları.
Ne zaman bir güzel soyunsa, koşar denize bakarım.
Dalgaların bir ırmağa dönüşmesi olur ilk gördüğüm.

Belli ki, yüzyıllardır bu böyledir.)