Archive for the ‘Film’ Category

Dead Man’s Shoes-Ölü Adamın Ayakkabıları


Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

                        İngilterenin küçük bir kasabasında geçen hüzünlü bir intikam filmi evet hüzünlü (vahşet değil) .Yapılan cinsel tacizin, işkencenin ve uyuşturucunun sonucunda ölen zihinsel özürlü erkek kardeşinin intikamını almaya gelir ağabeyi.Alırda şöyle der ağabeyi “Tanrı onları affedecek ve cennete gidecekler, buna izin veremem”  kardeşinin ölümünden sorumlu herkesi öldürür. Öldürmeden önce evlerine girip gece onları izler, korkmalarını sağlar.Korkarlarda… Son kişiyide öldürmek üzere kardeşinin öldüğü yere götürür ve durup yaptıklarına bakar, bıçağı öldüreceği adam teslim eder…
-senin bir canavar olman lazımdı, şimdi kahrolası hayvan benim, ellerimde kan var, bana ne yaptırdığına bir bak.
hadi bıçağı bana sapla!

2004 tarihli Shane Meadows filmidir kendisi, ayrıca This Is England kendisine aitmiş..
filmden son bir cümle;

-İnsanlar neden çocuklara uyuşturucu verir biliyormusun? Böylelikle onları ele geçirirler. Çünkü kendileri zayıftır.

Azkalsın unutuyordum müzikler harikadır, hele o ingilterenin yemyeşil çayırlarında yürürken çalan müzik yokmu “Smog – Vessel in vain” insanın içine hüzün doldurur. Yao şarkılardaki acı zihinsel özürlü bir çocuğa eziyet edilirken çalarsa işte o zaman yaraya tuz basılır..Acımız kat ve kat artar…..

İşte biri…

The Fall


Hayatımda gördüğüm en saçma sapan film ve ben bu filmi listemin en başına koyuyorum…

                   Fantastik drama olan bu film evet iyi değil, heyecan verici değil, doğru düzgün karakterler yok, konusu bile yok. E şimdi diyeceksiniz “kardeşim o yok bu yok ne halt yemeye filmi buraya taşıdın” bu filmde Alexandria var.

                    Bir çok eleştiri yapılabilir film hakkında, hatta film bile değil bu denebilir. “Bu film bi boka benzemiyor izlediğime de bin pişmanım” diyen Allahın malı gitsin Ezel izlesin. Biz sana malsın diye bişimi diyoruz, sende bizim filmimize karışma.

                Yiğidi öldürüp hakkını vermeyenler işte onlar, serdar ortaç dinleyip ezel izleyenlerdir. Bizde beğenmedik kardeşim. Öldürdük yiğidi ama hakkını verdik, listemizin 1 numarasına koyduk. Ha sen listene bile alamıyorsan git Ezeli izle…

                 Alexandria, Alexandria, Alexandria, biz diyoruz ki bu küçücük kız ağlamasın… Hiçbir filmde değil ağlamak, bir damla göz yaşı düştüğünü bilmem. Evet koskoca adam utanıyorum, gözümden öyle bir damla çıktı ki çeneme kadar inip oradan elime düştü. Bu film bunu başardı ve hakkını veriyorum listemin başındasın The Fall.

               Dip not: Filmde birçok ülkeden kareler mevcut, yani baya bir para harcanmış ve netten öğrendiğime göre de baya zarar etmiş. Bu ülkeler; Çin, Hindistan, Meksika İtalya, İspanya, ABD v.s

Into The Wild


Film gerçek bir hikayeden uyarlanmış.Hikaye resimde görülen kişinin hikayesidir ve son resmidir.Christopher Üniversiteden mezun olur görünürde herşey iyidir.Fakat Christopher çocukluğundan beri ailesiyle sorunlar yaşamaktadır.Mezun olur olmaz hemen uzaklara gitmeye karar verir ve çok sevdiği kız kardeşini, hurda arabasını (onuda çok sevmektedir) herşeyi bırakır ve mutluluğu aramaya koyulur.Bu yolculukta birçok insanla tanışır ve iyi ilişkiler kurar, tanıştığı herkes onu çok sever.Christopher’ın bir hayali vardır Alaska.Bir sürü macera ve insandan sonra sonunda alaskaya karlı dağlara varır.Ve orada bulduğu eski bir otobüsün içinde vahşi ortamda tek başına yaşamaya başlar.Mutluluğu aramaya devam eder.Sonunda okuduğu bir kitaptan etkilenir ve dağlardan ayrılmaya karar verir fakat bu sefer yükselmiş olan nehir ona geçit vermez..Kış kendini göstermeye başladığında yiyecek sıkıntısı çeker aldığı bir kitaptan faydalanarak otlarla beslenmeye başlar fakat yenmemesi gereken otlardan yediği için zehirlenir.Aç kalır, yüreyecek hali kalmaz, sonunda zehirden kurtulur fakat bu kez açlık ve soğukla baş etmek zorunda kalır ve başaramaz.Fakat artık anlamıştır.   ‘Happiness only real when shared’