Archive for the ‘Makale’ Category

Ateş, Taş, Toprak Üstüne…(İlhan Selçuk 24 temmuz 1998)


Bir bayram sabahı Bayazidi Bistami Hamam gitmiş, yıkanıp çıkmış, sokakta yürürken bir evden bistami2nin başına kazayla bir leğen külü dökmüşler…
Bistami ellerini önce yüzüne sürmüş, sonrada havaya kaldırıp şükretmiş:
-allahım, demiş, bu günahkkâr kulun ateşe layık, ama başına kül deöküyorsun…
                                                 ****
itfaiye neferi ölmüş.
Göğün yedinci katına çıkmış…
Nereye gidecek?..
cennete mş cehenneme mi?..;yalvarmaya başlamış:
-allahım sakın beni cehenneme atma!..Ateşten korkmam, söndüremiyorum diye üzülrüm…
                                                 ****
Bektaşi Babası yıkanmaktan kaçınırmış…
Sormuşlar:
-neden?..
Baba Erenler:
-Allah, demiş, insanı topraktan yarattı, su ile pek oynamaya gelmez.
                                                 ****
Herifin işi gücü ona buna çamurlaşmakmış, bir büyüğü öğüt vermiş:
-Sonunda nasıl olsa toprak olacaksın, yaşarken neden çamurlaşıyorsun?..
                                                 ****
Adam çok sabırsızdı, fikirlerini hemen hayata geçirmek isterdi…
Bir dostu öğüt verdi:
-İyi yemek, yavaş ateşte pişer!.. 
                                                 ****
Ateş böceğine sordular:
-Gündüzleri neden ışık vermiyorsun?..
Dile geldi:
-Onu bana değil, güneşe sorun!..
                                                 ****
Ateşe tapanların ülkesinde yangın nasıl algılanırdı?..
Sevinç mi yaratırdı?..
Birisi dedi  ki:
-Ateş, ateşe tapanıda yakar!..
                                                 ****
holding babası hastalanmış, çevresi çok üzgünmüş, yakınlarından birisi demiş ki:
-Beyefendinin gözü toprağa bakıyor…
Adamı iyi tanıyan bir dostu sormuş:
-Yine kimin toprağına göz dikti?..
                                                 ****
Rezil, uğursuz, rüşvetçi, üçkağıtçı politikacı ölmüş; cenazesi toprağa verilmiş…
aradan zaman geçince bir baba dostu, politikacının oğluna sormuş:
-Peder merhumun mezarına taş diktinizmi?..
Oğul sırıtmış:
-Taş dikmedim, ama, taş çıkartıyorum…

           Yorum: Sevgili İlhan Selçuğu sevmem, biçok makaleyede körü körüne bağlanmam ama doğruya doğru derken de adını eğriye çıkarmam.. 

                                         Saygılarımla Erdinç Kuruoğlu
           
Reklamlar

Sözcüklerin Bittiği Yerdeyim (Hikmet Çetinkaya)



Sözcüklerin Bittiği Yerdeyim…
Susarak anlatabilir insan…Sustuğunda gözlerini konuşturur.Şiiri, öyküyü, aşkıi, sevdayı, umudu, acıyı, hüznü…Savaşları, kıymları, mahpusları, hıyanetleri…Barışı, kavgayı, kardeşliği…Çocukların gözlerinde yitip gitmiştir anılar…Ve sesiz sözcükler.
Gazzede atılan misket bombaları ölüm demektir. İnsani yardım kuruluşlarına çoluk-çocuk demeden saldıran, onları öldüren İsrail terörist bir devlettir.
       Filistin’in enbüyük şairi Mahmut Derviş’i tanırmısınız? Derviş, eğer yaşasydı(2008’de yaşamını yitirdi) bugün 69 yaşında olacaktı.Doğduğu köy israil işgaline uğradığındayedi yaşındaydı.Ailesiyle birlikte 1948’de Lübnan’a göç etti…
       Yaşamı boyunca şiirleri ve yazdıklarından ötürüpekçok kez tutuklandı, hapiste yattı: uzun yıllar sürgünde yaşadı…
Şiirlerinde Fİlistin halkının direnişini, acılarını, hüzünlerini, umutlarunı lirik bir dille anlattı.Filistin tarihinin derinliğini ben onun yazılarından ve şiirlerinden öğrendim…
        Metin Fındıkçı, Mahmut Derviş’in son yedi şiir kitabının Arapça asıllarından Türkçeleştirdiği bir derleme yaptı “Yalnızlık Yenilemeden Kendini” (Can Yayınları).
        Bugün köşemi onun şiirlerine ayırdım, İsrail askerşlerince acımasızca katledilen insanlarımızın anısına…
*******************
“Hurmaların örgülü dallarına astılar beni,
Kestiler beni…. hurmalarla kardeş yaparak!
…….
Bu toprak benim ve burada çok eskiyim.
İnanların istediği gibi iç yağını süzdüm.
Hikayeden bir bağı yoktur vatanımın,
Anısı yoktur, akrabalarının ekini değil.
Vatanım garip bir hüzün öfkesinde,
Vatanım bayram ve kabul ister.
……..
Hapishane duvarına vurur rüzgar,
içinde yaşlıların ve ekinlerin ağladığı
Bu toprak kemiğinin derisidir.
Ve kalbimin…
Çayırda hurma ağaçları gibi uçarım.
…….
Hurmaların örgülü dallarına astılar beni,
Kestiler beni hurmalarla kardeş yaparak”
*******************
Derbiş’in çok sevdiğim “Yeryüzü Bizimle Daralır” şiir:
   “Yeryüzü bizimle daralır.
Ahretin mahşerinden geçirirler bizi,
geçebilmek için organlarımızı
büzüştürürüz, yeryüzü bizi sıkıştırır.
Ah keşke yeniden doğsak
yaşayıp ölmek için.
Ey bize düşmanlık besleyen ve bağışlayan.
Keşke kayaya vuran sular düşümüzün aynasını taşısa.
Son saldırıda can çekişen ruhumuzla
katilin iki yüzünü gördük,
çocuklarımızın bayramında
bizleri ağlatan.Çocukluğumuzu boğan iki yüzü gördük,
bu ahretin boşluğundaki pencerede.
    Yıldızlarımızı okşayan aynada.
Ahretin sınırlarından
sonra nereye gideceğimizi sorduk.
Ahretin göklerinden sonra nerede uçacak kuşlar,
bitkiler nerede uyuyacak ahretin havasından sonra?
    Buharla yazacağız adımızı, kırmızıyla renklendirilmiş
etimizi bağlayan marşın ellerini keseceğiz,
burada öleceğiz. Buradan ahrete geçerken.
    Burada zeytin ağacını dikeceğiz…
kanımızla sulayacağız”
    Garip sözcüklerin derinliğine iniyorum Mahmut Dervişin dizelerini okurken …Açık pencerelerde parlıyor ışıklar…Çocuklar ağlıyor, gençler denizin üzerine düşen yıldızları görmüyor Gazze’de…
Toprağa veriliyor şehitlerimiz…Gece defterine anılar yazılıyor sınır boylarında…Hüznün tam orta yerindeyim ve suskunum!
**********************
Geceden sonra bir haziran sabahında, gök nöbetçisinden kurtardın deniz yolunu sevgili Mahmut Derviş…
    Ve sen sormaya devam et …”Özgürlüğüm, şimdi söyle bana ben kimim? Bu geceden , bu kanlı baskından, emperyalizimden sonra ben kimim?”
Benimde yüreğim Filistinde sıkılmış bir yumruk gibi…Binlerce aç çocuğu, hasta insanları düşünüyorum…
sende ağlıyorsun usul usul…Kimseler duymuyor sesini , çığlığını, kimseler paylaşmıyoracını, hüznünü! Arap halkları susuyor…Sen yanlızlığını içine gömüyorsun.
*****************
Bense acıların ve hüzünlerin içindeyim bu sabah….
İskenderun’da altı şehidimiz, yedi yaralı askerimiz.Bir ay içinde 23 şehit, 33 yaralı verdik…
    Bitsin artık bu kirli savaş…Bitsin gözyaşı, akmasın kan, çocuklarımızın yarınları için….
Cumhuriyet gazetesi 02.06.2010 Hikmet Çetinkaya köşe yazısı…

                     Yorum:Cumhuriyeti okurken zaten köşe yazılarını okurum fakat çoğunu beğenmem muhalefet ederim kabul etmem hele hele İlhan Selçukla hiç anlaşamayız.Fakat güzel insana makaleler çok şey katıyor, bazen bi kitaptan daha değerli olduklarını görüyorum.Birde Cumhuriyetin yazarları gerçekten iyi diğer gazetelerin köşe yazılarıda iyi tabiki ama cumhuriyet başka…
Aslında bi makaleyi buraya koymak hiç aklımda yoktu, bugünkü yazı hoşuma gitti…Gecenin bu saatinde kütüphaneden gelmiş olan ben, yorgun argın bu sayfaları buraya yazmak daha da harab etti beni, umarım değer…

                                             Saygılarımla; Erdinç Kuruoğlu