Archive for the ‘Şiir’ Category

87. Sone


Hosca kal! Degerin cok yuksek, tutamam seni,
Biliyorum kendine ne paha bictigini;
Ozgurluge kavustun alip deger belgeni,
Iptal ettik sendeki hakkimin senedini
Nasil tutarim seni, saglamadan iznini,
Neyim var hak edecek senin zenginligini,
Bu essiz armagana kim layik gorur beni?
Bana verilmis berat, donup buldu vereni.
Sen vermistin kendini, bilmeden degerini
Ya da bana vermekle hata isledigini,
Bir yanlis anlamanin sonucu hediyeni;
Ama, o yine buldu hatayi duzelteni

Sen benimdin: ruyanin gorkemleriyle doldum.
Ben uykuda sultandim, uyaninca hic oldum

William Shakespeare

Yanlış Anlaşılmasın ( Akgün Akova)


       
         Yanlış Anlaşılmasın
 
bu şiirde soyunabilirsiniz
geceler boyu, yangın gibi gündüzler boyu
öyle ayıp ayıp bakmayın canım
şunun şurasında yelkenler fora olacak
ne gerek var telaşa
ne var utanacak, bu kadar sıkılacak
kötü bir şey değil ki söylediğim
hem bu fırsat bir daha zor geçer elinize
dört dönseniz bulamazsınız alın yazınızı
sonra bir düşünsenize
size hiç şiir veren oldu mu soyunasınız diye
benim gibi delifişek söz eden oldu mu
üstelik
mutluluktu bu sabah kutugüzeli odanızda uyanmak
üşenmedim kalktım bir teğet çizdim yeryüzüne
perdeleri çektim demiryoluna bak şu kadar
sizi gördüm uyuyordunuz sanki tek başınalığı
sanki kıpır kıpır bir ışığı beyazlıyordunuz
derken kulağınıza küpe olmak geçti içimden
uyandınız
beni gördünüz
gözleriniz ipimin ucunu kaçırdı birden
dilim dolandı bu şiirde soyunabilirsiniz’e
moda soyunmak şimdi desem tutar mıydı nazınız
zaten modayla yatıyor modayla kalkıyor
bugünlerde kadınlar
ama ben ne dedim
bu şiirde soyunabilirsiniz
tam tamına böyle söyledim değil mi

aklınıza geldiyse korkmayın
üşümezsiniz
balık etinize de iyi gelir, havalanırsınız şöyle bir
hem kimsecikler görmez ben hariç
benim yüreğim de ah bir temiz bir temiz
şeytan kulağına kurşun
sormayın hani

ha şöyle
sütyenler fora
siyahına bayıldığım ağ çoraplar
dantelli külotlar
yalnız aman ha dikkat
yanlış anlaşılmasın
bu çağrı gül gibi bayanlara

( Söz aramızda, ne zaman güzel bir kadın soyunsa,
bir şiiri görür gibi olurum yeryüzünün bu tarafında.
Arınan, saydamlaşan, yorgunluğunu atan,
kımıl kımıl bir şiiri.
Anlarım ki, günün birinde duvarlar terleyecektir,
aralık kapılar, güngörmez pencereler, sırı dökülmüş
boy aynaları.
Ne zaman bir güzel soyunsa, koşar denize bakarım.
Dalgaların bir ırmağa dönüşmesi olur ilk gördüğüm.

Belli ki, yüzyıllardır bu böyledir.)

Düşünce (Orhan Seyfi Orhon)


 

Orhan Seyfi Orhon

Düşünce

Yıllar var ben onu hiç unutmadım
O beni sorar mı, hatırlar mı ki?
Büsbütün silinip gitti mi adım?
Gönlünün vefası bu kadar mı ki?

Döktüğü yaşları kurutmuş mudur?
Kendini aldatıp avutmuş mudur?
Vaadini tutmuş mu, unutmuş mudur?
Şimdi başkasına meyli var mı ki?

Bilsem uzaklarda kimler ağlıyor,
Kimlerin kalbini aşkı dağlıyor?
Acep kederli mi, yas mı bağlıyor?
Yoksa eskisinden bahtiyar mı ki?

Öpüşen Çiftleri Alkışlama Ekibi (Akgün Akova)


Akgün Akova
 
         Öpüşen Çiftleri Alkışlama Ekibi
ara sokaklarda aralıksız öpüşüyoruz
duvarların karnında “dudak grevi bitmiştir” yazıları
akrep yelkovana yeğeni yengeci tanıştırırken
yan piri yan piri de
yan piri yan piri
beyinleri vav lekeli adamlar
evlerin damlarına dayayıp falçataları hırtça
genişletip cadde yapma peşinde
hışırtılı ara sokakları
onlara ayaz
biz iki sersevi
ara sokaklarda aralıksız öpüşüyoruz
dillerimiz hoşhoş
keyfimiz gıcır porno
ve Lili Marlen’i vurduklarını haber alıyoruz Hong Kong’da
şarkılardan çıkıp niye oralara gitti Lili, bilmiyoruz
son sözlerini veriyorlar akşam haberlerinde

– Be..ni ö..pün.!

koşup Mezopotamya’yı geçiyoruz salt adını sevdiğimiz için
deniz kuvvetlerine katılan köpekbalıklarını
açlıktan kanını mafyaya satan adamları
çocukların ısınmak için yaktığı cadıları geçiyoruz
333 ordularına karşı
ara sokaklarda savaşıyor dudaklarımız
ve Hong Kong’da Lili’yi vurduklarını haber alıyoruz
koşup Attila İlhan’ı uyandırıyoruz
“nedir bu genç şairlerden çektiğim” diyor
sisli sisli giyiniyor
gözlüğünüzü de biz giydiriyoruz silisyum kumaşlarla
kemanının mı teli ve bir rapsodiyle
çıkmaz sokakta boğulan çingenenin haberinin ardından
şairin beresiyle yapılan bir söyleşiyi yayınlıyorlar TV’de
yani o anda Singapur açıklarında bir gemi
yani Jazabel’i de vurmasalar bari onlar yetişmeden
yani biz dudaklarımıza bakalım
ne diyorduk ne oldu
ama bu kentte
öpüşen çiftleri alkışlama ekipleri kurulmazsa çarçabuk
biz iki sersevi
bir daha öpüşmeyeceğiz sokaklarda

sonra söylemediler olmasın

Çekmece (Sunay Akın)


         Çekmece
 
Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer: Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit’in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı

Özlem


         Özlem

O denli o denli çok beklettin
Alıştırdın bekletmeye kendini
Çok zamanlar geçti de geldin
Senden çok seviyorum senin özlemeni.
                                                                   AZİZ NESİN

Konuşma


Ülkü Tamer

KONUŞMA

-aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci…
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.